Tutuklu ve Gözaltındaki Filistinliler
İsrail’in kurulduğu yıldan itibaren en sık işlediği insan hakları ihlallerinden biri, Filistinlilere karşı sistematik olarak işkence uygulamasıdır. İsrail zindanlarındaki Filistinli tutukluların tam bir insanlık dramı yaşadıkları, bu insanların işgal yönetiminin görevlileri tarafından her türlü insanlık dışı muameleye ve işkencenin her şekline maruz bırakıldıkları çeşitli insan hakları örgütlerinin raporları ile doğrulanmıştır. Bugün İsrail cezaevlerinde binlerce Filistinli tutuklu bulunmaktadır. Filistin Özerk Yönetimi’ne bağlı Esirler Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre Filistinlilerin %25’i en az bir kere işgalci İsrail askerleri tarafından tutuklanmıştır.
Serbest Kalan Esirlerin Yeniden Topluma Kazandırılması Programı Genel Müdürü Radi el-Cera’i konuyla ilgili olarak Batı Şeria’nın Ramallah şehrinde düzenlenen bir panelde yaptığı açıklamada halen İsrail zindanlarında 7.254 Filistinli kadın ve erkek esir bulunduğunu ifade etmiştir. El-Cera’i’nin verdiği bilgilere göre işgal devletinin zindanlarında tutulan Filistinli esirlerin 322’sini yani %4.2’sini çocuklar oluşturmaktadır. Çocuk yaşta olmayanların ise yaş gruplarına göre dağılımı şu şekildedir: 18-30 yaş %53.1; 31-40 yaş %37.1; 51-60 yaş %3.2; kalanı 60 yaş üzeri. El-Cera’i İsrail zindanlarında halen 63 Filistinli esir kadının bulunduğunu belirtmiştir. Kadınların çoğunluğu İsrailli ağır cezalı kadınların bulunduğu Teretsiya Hapishanesi’nde tutulmaktadırlar. Zindanlarda bulunan Filistinli esirlerin %31.3’ünün evli, %68.7’sinin ise bekar olduğu ifade edilmiştir.
Tutuklular genellikle, İsrail’de işkence mekanizması durumundaki iç istihbarat örgütü ŞABAK’ın diğer adıyla Shin-Bet’in sorgulama odalarından geçmektedirler. İsrail yasaları Filistinlilere işkence yapılmasına izin verdiğinden, Filistinliler zindana atılmadan önce işkenceye tabi tutulmaktadırlar. Bu işkence birçoklarının ömür boyu sakat kalmalarına sebep olurken, birçok kişi de bu işkence yüzünden hayatını kaybetmektedir. İsrail insan hakları örgütü Betselim’in raporlarına göre Birinci İntifada’nın başladığı 8 Aralık 1987 tarihinden Şubat 1995 sonuna kadar geçen süre içinde İsrail zindanlarındaki Filistinli mahkumlardan 35’i işkenceyle öldürülmüştür.
FKÖ’nün imzaladığı özerklik anlaşmalarına göre İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluların büyük bir çoğunluğunun serbest bırakılmaları gerektiği halde İsrail yönetimi, söz konusu anlaşmaları desteklediklerine ve İsrail’e karşı tavır almayacaklarına dair bir belge imzalamaları şartıyla tutukluların çok az bir kısmını serbest bırakmıştır. Onlardan boşalan yerleri de çok geçmeden yeni tutuklularla doldurmaya başlamıştır. Öte yandan İsrail Yüksek Mahkemesi’nin Filistinlilere elektrik şoku verilerek işkence edilmesinin yasaklanması için İsrailli bir hukuk derneğinin açtığı davayı reddetmesi, bu ve benzeri pek çok kararla işkenceye yasal bir boyut kazandırmıştır. İsrail genel savcısı bu davanın reddedilmesiyle ilgili açıklamasında, elektrik şokuyla veya diğer metotlarla yapılan işkencenin Filistinli savaşçıların planladığı birçok eylemin önüne geçtiğini ileri sürmüştür.
Uluslararası Af Örgütü’nün yayınladığı bir rapora göre de İsrail, Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal ettiği 1967 tarihinden 2000 yılına kadar 700.000 Filistinliyi tutuklamış ve bunların % 90’ına işkence etmiştir. İsrail zindanlarına giren Filistinlilerden seçilen 477 kişi üzerinde Dr. Kute adında bir bilim adamının öncülüğünde yapılan bir araştırma sonucunda, seçilenlerden %95.8’inin işkence gördüğü tespit edilmiştir. Uygulanan işkence metotları konusunda verilen rakamlar ise şöyledir: Araştırma için seçilenlerin %92.9’unun aşırı soğukta tutulduğu, %76.7’sinin aşırı sıcağa maruz bırakıldığı, %91.6’sının uzun süre ayakta tutulduğu, %68’1’inin boğazlarının sıkıldığı ve boğulmakla tehdit edildikleri, %77.4’ünün uzun süre aç bırakıldıkları, %86’sının uzun süre tek kişilik hücrelere kapatıldıkları, %71.5’inin uzun süre uykusuz bırakıldıkları, %81.6’sının şiddetli şekilde etlerinin sıkıldığı, %94.8’inin sözlü hakaretlere uğradıkları, %90.6’sının değişik şekillerde tehdit edildikleri, %70,2’sinin başkalarına yapılan işkenceyi seyretmek zorunda bırakıldıkları, %13.4’ünün zararlı gazları teneffüs etmeye zorlandıkları, %9.5’inin de başta elektrik şoku olmak üzere çeşitli işkence uygulamalarına maruz bırakıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca bunlardan %28.1’ine kendi yakınlarının gözlerinin önünde işkence edildiği, %27.9’unun eşlerine ve annelerine cinsel tecavüzde bulunulacağı tehdidinin yapıldığı, %44.9’unun yakınlarının yanında dövüldüğü tespit edilmiştir. Seçilenlerden %41.9’u maruz kaldıkları işkenceler yüzünden aile fertleriyle ilişkilerinde problemler yaşamaktan, %44.7’si de topluma uyum sağlamakta zorluk çekmekten şikayetçi olmuşlardır. Araştırma için seçilen kişilerden %20.1’inin cinsel sorunlar yaşadıkları, %76.5’inin de ekonomik problemler içinde oldukları belirlenmiştir.
İkinci İntifada sonrası şiddetin tırmanması ile tutuklulara ve hapishanelerdeki Filistinlilere yönelik işkencenin arttığı gözlemlenmiştir. İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin (The Public Committee Against Torture in İsrael) 2003 yılında yayınladığı bir rapora göre İntifada’nın başladığı Eylül 2000’den Nisan 2003’e kadar olan dönemde 28.000 Filistinli tutuklanmıştır. Tutuklananların ise %58’inin fiziksel şiddete maruz kaldığı, %52’sinin uykudan mahrum bırakıldığı ve %72’sinin küçük düşürücü ve aşağılayıcı sözlere muhatap bırakıldığı tespit edilmiştir. Nisan ayının başından Mayıs ayının ortalarına kadar yaklaşık bir buçuk aylık oldukça kısa bir dönemde 5.362 Filistinlinin tutuklandığı ve bunlardan 1.107’sinin gözaltına alındığı ifade edilen raporda işkencenin boyutları tüm çıplaklığı ile ortaya konmaktadır.
İsrail Savunma Kuvvetleri’ne mensup askerlerin tutuklu ya da gözaltındaki Filistinlilere yönelik işkence metotlarını aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.
Gözaltına alınanların ve akrabalarının evlerini aramak ve evlerine zarar vermek,
Tutuklular için özel olarak hazırlanan tesislerde çeşitli yöntemlerle fiziksel işkenceye maruz bırakmak,
Tutukluları saatlerce zincirli tutmak,
Tutukluları aşırı sıcak ve aşırı soğukta savunmasız bırakmak,
Tutuklunun hayatta kalmasına imkan verecek kadar hava ve güneş alan, 1-1,5 metrelik tek kişilik, tuvalet imkanının olmadığı hijyenik olmayan, hücrelerde tutmak,
Soyunmaya zorlamak, üzerine köpek salarak korkutmak, diğerlerine yapılan işkenceyi izletmek gibi çok farklı işkence metotları uygulanmaktadır.